Sosyal iletişim araçları düzenlemesi bozukluk lazım; ne vadediyor?

Haber7 / Ses Vurucu

Içtimai medyada oluşturulan içeriklerin doğruluğu sık sık tartışma konusu oluyor. Herkesi bire bir “muhteva üreticisi” haline getiren yapısı ile toplumsal iletişim araçları, zaman zaman nazik yönlendirme, dezenformasyon ve provokasyonların birlikte aracısı.

Bu durumun pek haddinden fazla örneğini, Türkiye’üstelik gerçekleşen kritik ahval sırasında gördük. Apayrı olaylara ilişkin kaynak ve bilgilerin yayıldığı, türlü manipülasyonlarla gerçeğin sümen şeş edildiği, hatta arada bir gerçekle yalanın fark edilemez biçimde birbirine karıştığı durumlarla karşılaştık. 

Öte yandan toplumsal iletişim araçları platformlarının “bağımsız” ve “yansız” olduğu iddiasının metin haddinden fazla sefer gerçeği yansıtmadığına dahi şahit olduk… 

YENİ SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ GÜNDEMDE 

Akıbet dönemde Türkiye’dahi yaşanan başat ve hararet felaketleri sırasında ve sonrasında sosyal medyada sağlam haddinden fazla manipülatif zımni paylaşıldı. 

Bu içeriklerin türel statüsü ise benzeri misil elan gündeme geldi ve hem ulusal güvenliğe hem bile vatandaşların dijital dünyadaki haklarını korumaya yönelik yeni bir içtimai medya düzenlemesi amacıyla harekete geçildi.

Buna bakarak, içtimai medya üzerinden yalan fen tıntın, takanak operasyonu fail ve vukuf kirliliğine etken olan kişilere ukubet verilmesi öngörülüyor. 

Evet, toplumsal iletişim araçları düzenlemeleri neden lüzumlu? Çalışmalarda ne ülkelerin sosyal medya yasaları üzerinde yoğunlaşılıyor? Gerçekleştirilecek düzenlemeler, hacir niteliğinde mi olacak yoksa şahsi hakların korunmasını mı sağlayacak?

Sosyal iletişim araçları düzenlemelerine ilgili bu soruların yanıtlarını Gazeteci Yüksek Asetat, Gazeteci Avni Özgürel, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademisyen Mustafa Bostancı, BTK Içtimai Iletişim Araçlari Uzmanı Abdi Baktur ile konuştuk. 

“BU KAOTİK MÜSTEVI ‘SÖZEL TERÖR’ OLUŞTURUYOR” 

Bağlanmış ve görsel medyada geçerli olan yasalı düzenlemelerin hiçbirinin içtimai medyada olmadığına belen fail Gazeteci Mehabetli Asetat, bu durumun “sözel teröre” yol açtığını şu sözlerle rapor etti: 

“Kayıtlı ve görsel medyada birine hakaret, manipülasyon, kişmiri yaymaca, öz saygı suikastı ayırmak gibi değil. Bunu yapmaya kalkarsanız, karşılığında çokça kırıcı, kanuncu yaptırımlarla karşılaşırsınız. Oysaki sosyal medyada müstear isimle istediğiniz kabilinden taşlama edebiliyorsunuz ve toplumsal iletişim araçları seçme durumda IPLIK adresinizi vermeyebiliyor savcılığa.  

Bu kaotik ayrımsız format yaratıyor. Bu kaotik düzlem, benim “sözel terör” dediğim durumun oluşmasına olanak tanıyor.” 

 “ÜLKEYİ İTİBARSIZLAŞTIRMAK, TOPLUMSAL KARGAŞA FOTOĞRAFLAMAK HEDEFLENEBİLİYOR” 

Içtimai medyada dolaşıma giren içeriklerin farklı amaçlarla kullanılabildiğine özen calip Şanlı Saydam, bu konuda bire bir aranjman gerçekleştirilmesi gerektiğine aksan yaptı: 

“Sözel terör, vakit kaybetmeden bireysel türe ve özgürlüklerin sınırlarını zorlamakla kalmıyor, ayrımsız zamanda ülkeyi dahi itibarsızlaştırmak, soylu erki yerine çökertmek, sosyal yerine kaos fotoğraflamak kadar hedeflere yönelik olabiliyor. 

Bu kadar enli dolma bilginin, ayrımsız haberin görünürlerde dolaştığı apayrı tıpkı mecra yok.

O nedenle toplumsal medyada yasal benzeri düzenleme yapılırken ilgi edilmesi gereken benim naçizane kanaatime göre iki parça kapı var: 

1- Arsıulusal boyutta bu düzenlemeler lacerem yapılmış konusunu aramak. Hükümet yetkilileri bu minvalde Almanya, İngiltere, Fransa ve BENDE’yi araştırdıklarını söylüyorlar ki bence yeryüzü zaten o.  

2- Yazılı ve görsel basında ne tensikat, hangi yasal yaptırımlar getirilmişse âdem, sosyete ve kurumlar kuşkusuz dulda altına alınmışsa, tıpkısı şekilde içtimai medyada, dijital ortamda de o şekilde siper altına alınmalı.” 

 

“BU BÜYÜKLÜĞÜNDE SINIRSIZ, ISKELE BABASI BİR DÜZ HİÇBİR ALANDA YOK” 

Sosyal medyadaki özgürlük alanının hiçbir alanda olmadığına Mürtefi Asetat şu sözlerle işaret etti: 

“Toplumsal medya amacıyla tıpkı aranjman gerekiyor. Böyle denildiği ant birlikte “sansürcülük” ile “özgürlükleri tespit etmek” ile suçlanıyorsunuz. Evet ayrımsız molekül görsel ve kayıtlı basında muteber değil mi? 

RTÜK benzeri güruh kalça koyuyor. Reklamlarda üstelik bala kullanımında ya birlikte etik kodlara özen edilmediğinde çokça ağırbaşlı cezalar alabiliyorsunuz.

Bu kadar doyumsuz, iskele babasi tıpkı müstevi hiçbir alanda yok kim burada olsun. Bu nedenle burada katiyen bire bir sıkı düzen alınacaktır. İnsan, toplum, talih katiyen ayrımsız siper altına alınacaktır diye niteleyerek düşünüyorum.” 

“BİRTAKIM AHLAKİ, ETİK TEDBİRLER ALINMASI GEREKİYOR” 

Sosyal medya ile ait sorunların ayrımlı ülkelerde birlikte değişik sorunlara sefer açtığına aksan işleyen Gazeteci Avni Özgürel, bu konuda tıpkısı düzenleme gerektiğini şu sözlerle ifade etti: 

“Toplumsal iletişim araçları, vakit kaybetmeden Türkiye’nin tıpkı sorunu değil. Dünyanın seçkin tarafında, ABD’üstelik, Fransa’da mukavim çokça ülkede tıpkı maslahat. Burada birtakım aktöresel, etik bilimi tedbirler alınması gerekiyor. 

RTÜK gibi benzeri kurum, benzeri organizasyon ortaya çıkarılması düşünülse da ego bunun da netice vereceğini zannetmem.  

Hemen kişi millî coğrafyamızda tıpkısı atılım gerçekleştirmiyor, Türkiye dışına çıkarak oradan yapıyorlar yayınlarını. Nedeniyle Türkiye’nin kimi güvenlik güçlerinin bu iletişim araçları adreslerini yakından takip ederek bunu engellemesinden apayrı deva yok.” 

“PROVOKASYONA BAŞINDAN İTİBAREN KARŞI ÇIKMAK GEREKİYOR” 

Akıbet dönemde gerçekleşen sanatçılar dayanışması, imza kampanyaları kadar faaliyetlere belen fail Avni Özgürel, provokasyon amacı taşıyan içeriklere yer başından itibaren karşı geçmek gerektiğini şu sözlerle vurguladı: 

“Ben hem alın bazı bildirilerle evet üstelik dayanışma gruplarının açıklamalarında hem dahi basında bunların manipülasyon amaçlı olduğunun ifade edilmesiyle engellenebileceğini düşünüyorum.   

Harbiden Cumhurbaşkanımızın açıklamasından sonra sanatçılar dayanışmasının heyecanını kaybettiği kanaatindeyim.  

Bu asıl faaliyetlerin kışkırtma amaçlı olduğunu alim, düşünen iletişim araçları mensupları, gazeteciler var. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nın sözlerini da beklememek geçişsiz; sunma esasen itibaren alın geçmek gerekiyor.  

Bu noktada ayrımsız troll mantığıyla değil ama bire bir duyarlılık mantığıyla girişmek lazım. Bir “Türkiye inisiyatifi” yükseltmek lazım. Bu Türkiye inisiyatifi tabirini önemsiyorum, bunun şu tümen, bu öğür diye irtibatlandırılması değil; tamamen Türkiye üzerine bir duyarlılık olması gerekiyor.  

Afgan mültecilerle ilgili konuda de hakeza düşünebilirsiniz. Zannedildi ki tıpkı küvetin tıpası çekildi, akış atak Türkiye’ye Afgan muhacir yağıyor. Bunların hepsine aksülamel gösteren ya dahi bu konuda duyarlılıklarını, hassasiyetini yansıtan, hem olumlu hem münasebetsiz yönleriyle akıllıcasına ve dosdoğru değerlendiren tıpkı Türkiye inisiyatifi geliştirilmesi lüzum.” 

“EDİTÖRYEL DENETİMİN OLMAMASI YANLIŞ İVMEYİ HIZLANDIRIYOR” 

Gerçekleşen münasebetsiz olaylarda, kamuoyunun toplumsal medya üzerinden daha fazla dezenformasyona uğradığına işaret fail Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Bostancı, bu durumun “editöryel denetimin olmaması”ndan kaynaklandığına ilgi çekti:

“Hem zaman hem birlikte bir zaman yaşadığımız edisyon dönemlerde, ülkenin içerisinden geçtiği kapalı dönemlerde maatteessüf toplumsal medyada dezenformasyon artıyor.  

Eskiden bu geleneksel medyada olabiliyordu belki amma sosyal medyada herkesin paylaşabildiği tıpkısı mecra olduğu amacıyla maalesef  editöryel tıpkı teftiş bulunmayan. Yani anadan görme medyanın o editöryel denetleme, editöryel aranjman süreçleri toplumsal medyada olmadığı amacıyla herkes doğruluk sahibi temas konuda.  

bazı bazı ülkenin içerisinden geçtiği bu zor durumla ilgili manipüle edilmiş bir fotoğrafı, dezenformasyona tutulmuş benzeri bilgiyi ya da eksik bire bir bilgiyi paylaşabiliyor. Dr. Mustafa Bostancı, özellikle Z kuşağının bu platformları kullandığına, buradaki manipülatif içeriklere cebin ise içtimai medyada tıpkı teftiş ve düzenlemeye ihtiyaç olduğuna vurgu yaptı: 

“Bizim bilgelik kabul etme alışkanlıklarımız akıbet yıllarda çarçabuk değişti. Bakir sulp dediğimiz, Z kuşağı çıktı dijital mecraları kullandığı üzere, iletişim ve cümbüş ihtiyacını buralardan karşıladığı amacıyla bilgi alma ihtiyacını da buradan karşılıyor.

Yani mecra aynıyla olan bitenden malumattar oluyor ya bile olan biten şeylere tepkisini çevirmek için yine benzeri mecraları tercih ediyor.  

Bu noktada internet haberciliği, içtimai iletişim araçları gibi mecraların dezenformasyona karşı çokça henüz tetik olması gerekiyor.” 

 

“KRİTİK DÖNEMLERDE İKİ TİP DEZENFORMASYON YAPILIYOR” 

Sonuç dönemde sosyal medyada seller, yangınlar, Help Turkey etiketi, sığınmacılara yönelik kışkırtıcı içerikler gibi konularda dezenformasyonun arttığını belirten Mustafa Bostancı, bu kabilinden dönemlerde iki cins dezenformasyon yapıldığını şu sözlerle açıkladı: 

“Bu forma ciddi dönemlerde iki makule dezenformasyon ya da hatalı bilgelik, biber dolması bilgelik türü yaşanıyor ve bunları birbirinden ayırmakta fayda var. Help Turkey etiketinde bunu çokça daha adamakıllı yaşadık.  

Birincisi dezenformasyon kim bunu sınırlı birtakım örgütler, sınırlı okkalı odakları tamamen insanları muayyen bir konuda belirli tıpkısı hedefe yönlendirmek ya de kargaşa ortamı inşa etmek için kullanıyorlar. 

Ayrımsız üstelik mezenformasyon var kim bu dahi içtimai iletişim araçları kullanıcılarının haddinden fazla da farkında olmadan örneğin orman yangınlarıyla mücadeleye ulama uydurmak amacıyla benzeri husus beğeniyorlar, tıpkısı şey paylaşıyorlar Help Turkey etiketinde olduğu gibi.

Esasta bunun dezenformasyon olduğunun, ülkemizi amaç düz evet birlikte ülkemizin imajını zedeleyen benzeri çalışma olduğunun farkına varmadan iyi ayrımsız şeyler yapabilmek hesabına bunları beğenip paylaşıyorlar. Mezenformasyon dediğimiz bu nitelik, keskin benzeri mütalaa olmadan yapılan paylaşım. Içtimai medyada bunların kâffesi maatteessüf yaşanıyor.” 

“SOSYAL MEDYADA DENETİME VE DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR” 

Eleştiri dönemlerde kutuplaşmayı, kamplaşmayı yükseltmek, ülkede rastgele kargaşa ortamı yaratmak amacıyla hem yildiri örgütleri hem bile bazen sakil odaklarının harekete geçtiğine değinen Mustafa Bostancı, bu durumun Arap Baharı ve bir olaylarda üstelik yaşandığına ilgi çekti.  

Bostancı, sosyal medyanın damarı bozuk etkilerini ortadan kaldırabilmek için hukuki aynı düzenlemenin gerçekleştirilmesi gerektiğini şu sözlerle anlatım etti: 

“Bu forma dezenformasyon, yönlendirme, mezenformasyon, dolma vukuf, kavisli olgun kabilinden konularda toplumsal medyada bire bir denetime, düzenlemeye gerekseme var. 

Ilkgüz 2020 bakımından içtimai medya düzenlemesi, internet mecralarında içeriklerin üretilmesi ve yayınlanmasıyla ilgili benzeri düzenleme geçti ancak burada doğrudan dezenformasyona veya biber dolması habere ilgili benzeri düzenleme söz konusu değildi.  

Türkiye’bile canlılık gösteren dijital mecraların buradan reklam geliri elde ederken alacak vermeleri, burada bire bir dil avcısı bulundurmaları kabilinden bazı türel kararların sonucunda içerik tahammül işlerinin benzeri an önceki yapmaları kabilinden türlü maddeler evet üstelik bireysel başvuru, unutulma hakkı üzere mütenevvi maddeler vardı. 

Ancak günümüzde maatteessüf sosyal medya mecralarının yer yıkıcı etkilerinden biri dezenformasyonun, yani hile haberin kusurlu bilginin anında milyonlar, kitleler yoluyla tüketilmesi, dolaşıma sokulması, daha geniş kitlelere ulaşmasının sağlanması risk oluşturuyor.

Bununla ilgilendiren Türkiye’bile tıpkı düzenleme ya üstelik kanun bulunmayan; o yüzden da böyle tıpkı düzenlemeye banko gerekseme var.” 

“DEVLETLERİN GÖREVİ VATANDAŞLARI ‘DALAVERE BİLGİYE’ KARŞI DE KORUMAKTIR” 

Gerçekleştirilecek düzenlemede “rapor özgürlüğü” konusuna dikkat edilmesi gerektiğine değinen Bostancı, kavramların birbirine karışmaması amacıyla ifadelerin kesin olmasının önemine meni etti: 

“söz konusu düzenlemede “dalavere haberin önüne geçilmesi”, “domates dolması haberle ilgili içeriklerin haddinden fazla aceleci tıpkısı şekilde kaldırılması”, “bu içerikleri vukufsuz, üreten kullanıcılara cezai yaptırımların getirilmesi” ve “dezenformasyon mucit kullanıcıların, yani incitici niyetlerle bunu kullananların cezai yaptırıma uğraması” kabilinden maddeler üstünde çalışılıyor.  

Burada dahi özellikle dikkat edilmesi gereken çokça ayrıntılı bir denge bahis konusu. Elan ilk 5651 çevrilmiş düzenleme yapılırken de “toplumsal medya sansürleniyor, bundan sonra tweet atamayacağız” kadar esasen insanlar dezenformasyon yaptılar ama demincek yasada böyle tıpkı husus bulunmayan.  

Var olan düzenlemeyi de dezenformasyonla insanların tepkisini toplamayı, aksülamel oluşturmayı, kamuoyu oluşturmayı hedeflediler. Oysaki düzenlemeyi çok ongun söylemek gerekiyor. Sahadaki paydaşlarla tıpkısı arada aranjman tahsis etmek gerekiyor. Tam siyasi partilerin ve amme otoritelerinin, akademisyenlerin görüşünün alınması gerekiyor. Böyle bir ebat ne kadar açık tıpkı konsorsiyumla ortaya çıkarsa tabana ve kullanıcılara, bölüt ifham etmek o kadar cılız evet. Zaten hepimiz yıkmacı etkilerini deneyimliyoruz. 

Orada karşılaştığı bilgiyi ya üstelik haberi süzmeden, eleştirel bakmadan, tenkidî okumadan paylaşan, beğenen vatandaşlarımız var. Devletlerin görevi vakit kaybetmeden vatandaşlarını bazen afiyet sorunlarına, kimi felaketlere, güvenlik tehditlerine karşı arkalamak değil; bir zamanda bazı sayısal mecralardan mevrut dezenformasyon, dolma bilgi üzere tehditlere alın dahi korumaktır. O yüzden bu düzenlemenin gerekli olduğunu düşünüyorum.” 

“SİSTEMATİK VE GENİŞ KAPSAMLI BİR ARANJMAN PLANLANIYOR” 

Gerçekleştirilecek olan bakir aranjman ile dezenformasyona sebep olan içeriklerin önüne geçileceğine ilgilendiren BTK Içtimai Medya Uzmanı Abdi Baktur, şu vurguları yaptı: 

“Andıran bir vakitler aynı sosyal iletişim araçları düzenlemesi yapıldı. Deminden ise bu düzenlemeye ilişik kendisine ağırlıkta toplumsal medyadaki dezenformasyon haberlerine ve bu paylaşımlara yönelik ayrımsız düzenleme yapılması öngörülüyor.  

Alelhusus orman yangınlarıyla alay malay kalan bu dezenformasyon ve daim gündeme gelen konularla alakalı bu yönde aynı düzenleme yapılıyor. 

Filhakika 1 Eylül 2020’den itibaren yürürlüğe giren 5651 az kanun kapsamında tıpkı düzenleme yapılmıştı. Toplumsal medya platformlarının resmi namına temsilci atamaları gerekiyordu, atadılar bile. Ama ofis noktasında şu zaman çokça güçlenmiş aynı düzen bulunmayan düpedüz.  

Cumhurbaşkanımızın geçtiğimiz günlerde yayında bahsettiği laf dahi öyleydi. Elan sistemli henüz serbest şümullü tıpkı aranjman düşünülüyor bu çalışmaya ek namına. Ağırlıkta de dezenformasyon içeriklerinin önüne geçilmesi üzere bire bir plan yapılıyor. BTK kanadında ise şu zaman kemiksiz tıpkı hikmet paylaşılmadı.” 

ÜLKELERİN YASAL DÜZENLEMELERİ NE KÖK BENZERLİKLER GÖSTERİYOR? 

Toplumsal medya düzenlemesi için gerçekleştirilen araştırmalarda, Almanya, Fransa, İngiltere ve KÖLE kalkmak üzere dört ülkenin faaliyetleri üzerinde duruluyor.  

Türkiye’bile yürürlüğe giren yasaların değişik ülkelerle gösterdiği benzerliğe Abdi Baktur, şu sözlerle belen etti: 

“Bizim yasalarımız Alman yasalarıyla çokça düzenli. 1 Ilkgüz’üstelik yürürlüğe giren düzenleme birlikte öyle. Almanya’birlikte yasa 2 milyondan aşkın kullanıcısı bulunan sosyal medya şirketlerini kapsıyor; Türkiye’da günlük erişimi 1 milyondan fazla olanları.

Alman Ukubet Kanunları’na çap içeriklerin 24 saat içre kaldırılması; Türkiye’bile ise 48 saat içerisinde kaldırılması kabil.

Avrupa Birliği’nde artık yıldırıcılık içeren konularla ilişik benzeri vakar var. Bu noktada bize yer mümasil olan Almanya ve Fransa diyebilirim. Fransa’dahi de benzerlikler var. Onlardaki yasalar bile bizimle haddinden fazla tartılı gidiyor.

Yükümlülüklerini adına getirmeyenlere Fransa’birlikte 200 bin euro para cezası; Türkiye’da 5 milyon teklik cezası var. Bunun kabil Almanya ve Fransa ile düzenlemeler paralellik gösteriyor.  

Amerika’üstelik filhakika bu noktada lokalize düzenlemeyle müteallik haddinden fazla fazla tıpkısı içerik yok türkçesi. Amerika’daki yasa çıktı yayınlanan içeriği görüntüleyen platformlar üzere az daha tıpkısı ayrıcalık sağlıyor. Amerika’daki kanun daha çok platformları korumaya odaklı.  

Müttehit Krallıkla üstelik benzerliklerimiz var. Bu düzenlemenin anne amacı o.  

Bugün benzeri koca içtimai iletişim araçları hesabı çalındığında, şikayetçi olduğunda de Twitter’dan, Facebook’fecir, Instagram’dan yanıt alamıyor, mağdur oluyor. Bozuk sevgilisi, çarkıt kız arkadaşı, sakat eşi, kadının fotoğraflarını, örtülü fotoğraflarını toplumsal medyada küçük paylaştığında ve buna sorun açıldığında toplumsal iletişim araçları şirketlerinden cevap da gelmiyor.  

Bakir aranjman ile alay malay bunun önüne geçilmesi planlanıyordu; sanırım aranjman bu noktada haddizatında vatandaşın dijital haklarını korumaya yönelik olacak. 

Içtimai medyada tiksinme söylemlerinin artmasının, insanların birbirlerine hakaret etmelerinin önüne geçilmesi kabilinden.” 

 

“SOSYAL MEDYADAKİ TAKSIRAT ÜSTELIK TÖZ HAYATTA YANLIŞLIK”  

Devletin töz hayatta olduğu üzere dijital mecralarda dahi vatandaşların hakkını koruması yönünde sorumluluğu olduğunu Abdi Baktur, şöyle rapor etti: 

“Bugün Instagram’da tıpkısı yorumun altına baktığımızda, herkesin o yorumun altında ayrımlı yorumlarda bulunduğunu, tıpkı linç kültürünün oluştuğunu görüyoruz. Daha Çok sosyal medyada insanların birbirini linç etmesi bire bir popülarizme dönüştü.  

Esasta bunların önüne geçilmesi için, insanlar yalın kat cılız birbirlerine taşlama edemesinler, küfredildiği antlaşma sövgücü ki, bu fotoğrafı paylaşan ki, bunların paylaşılması, buradaki mağduriyetlerin giderilmesi amaçlanıyor.  

Ülkemizde 55-56 milyon sosyal iletişim araçları kullanıcısı var. Türkiye’deki ululuk acun çapına baktığımızda çok iri tıpkı çap.

Haliyle bu büyüklüğünde vatandaşın sayısal dünyada hiçbir hakkının korunmaması, devlete dahi bu konuda benzeri etki getiriyor.  

Lacerem kim cins hayatta devlet vatandaşların hakkını koruyorsa siz üs hayatta birine hakaret ettiğinizde ayrımsız cezası varsa bunun benzeri zamanda toplumsal medyada yapılanı üstelik var. Sosyal medyada yapılan taksirat dahi esas hayatta cürüm. O yüzden bu suçların ortaya çıkarılması ve bu mağduriyetlerin giderilmesi için tıpkı çalışmanın yapılması planlanıyor.” 

KÖK: HABER7

.

Hakkımızda gündemhaber

Check Also

Bilcümle acun korkuyla bakir krizi beklerken Türkiye erkenden harekete geçti

Bilcümle acun korkuyla bakir krizi beklerken Türkiye erkenden harekete geçti

Tarnet tarımda kullanılmamış teknolojiler geliştirerek tarımda verimi ve yeterliliği eğin düzeye çıkarmayı hedefliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir