DÜRÜST Partili Zeynep Gül Yılmaz’a aksülamel: Sen benim kim olduğumu biliyor musun’culardan çektiklerimiz!

Büyüklük TV Umumi Yapıt Yönetmeni Hasan Öztürk, Yenişafak Gazetesi’ndeki köşesinde “Amiyane insanların, amiyane sorunları ya bile “sen benim kim olduğumu biliyor musun”culardan çektiklerimiz” antetli yazısıyla konuya ilgi çekerken, Yenişafak Gazetesi yazarı Ulvi Saydam de “Matlup, olgunun önüne mergup” antetli tıpkısı abece ile DOĞRU Tümen Mersin Saylav Zeynep Gül’e aksülamel gösterdi.

İşte Hasan Öztürk’ün köşesinden satırbaşları:

“Afganistan’da Taliban hükümet kurabilecek mi? Evet da İngiliz bakanın, “Afganlarla ilişik” aynı gazeteye yazdığı makalede “Türkiye” ifadesi geçmediği halde uydurulan yalanla gündem oluşturulması hangi zeki geliyor” diye niteleyerek başlayan tıpkısı sıra istifham ile “nazik mevzuları” sizinle tartışabilirdim.

Amma bugün sıradan vatandaşları ait, bayağı bire bir mevzuyu aytışmak istiyorum. Konumuz, çakarlar, yara çakarlar, geçiş hakkı olan çevirgeç kullanıcılarının fütursuzluğu.

POLİS OTOSUNU GÖRÜNCE ÇAKARINI KAPATAN MAKAM OTOSU..!

Cumhur Reisi Erdoğan’ın Hat 7, Mevki TV, TV Kesin ve 24 TV kuma yayını üzere geçtiğimiz hafta Ankara’daydım. Ankara’dan İstanbul’a, Eskişehir üzerinden döndüm. Ve Eskişehir’üstelik trafikte karşılaştığım bir hususu dikkatinize sunmak isterim.

Bilenler agâh, şehirlerarası cesamet yolu ya üstelik belde yolu ne derseniz deyin, Eskişehir’in tamam mutedil yerinden geçiyor. Trafiğin sağlıklı akışı için bile çakılı radarlarla denetleniyor. Eskişehirliler o sabit radarların yerini bildiği amacıyla çok henüz dizi film tıpkı şekilde trafikte ilerliyor. Akşam Ezanı saatlerinde işte o belde önünde ağır sıklet trafikte ilerlerken, arkadan benzeri siyah Alman otomobili yara çakarlarını çaka çaka yaklaştı. Öğün vermedim. Arkamdan selektör yapmaya başladı. Gidiş Geliş keşmekeşliği bitmeme ederken sıhhatli şeride geçmeye çalıştım. Parçalanmamış o anda giderek farları bize çevrik polis aracını (sevkitabii) fark ettim. Radarı fark eden yalnız ben değildim. Arkamdaki çakma çakarlı siyah Alman otomobilinin sürücüsü üstelik ayırt etti. Hemencek yara çakarlarını kapattı, o temel büyüklüğünde trafiğin akışına çap akım eden anahtar nizami seyire geçti.

Anlayacağınız, çakarı çakmaydı ve polisin kendisini durdurup iş yapacağından keder duydu.

***

Bu olayı trafikte çokça yoğun yaşıyoruz. Nereden geldiği anlaşılan olmayan bir makine çabucak hangi şeritte olursanız olun arkanıza yapışıyor. Çakarlarını açıyor ve sefer emniyetini hiçe sayarak ilerliyor. Arada Bir kazaya okuntu çıkartılıyor. Bazı Bazı acemi şoförler bu yüzden kaymakamlık yapıyor.

ŞIMŞEKLI FENER KULLANMAK YASAKLANMAMIŞ MIYDI?

Biliyorsunuz, ayrıntılı süre geçmiş bizim da ısrarlı takibimiz sonucunda “şimşekli fener” meselesine İçişleri Bakanlığı bire bir düzenleme getirdi. Yara şimşekli fener, yani “hakkı olmadığı halde habersizce kendisine şimşekli fener dercetmek” doğrusu yasaktı buna ekleyerek “geçiş üstünlüğü olan vesait” üzere bile bire bir düzenleme getirildi. Şimşekli Fener görmek az daha (sözüm ona) imkansız hale geldi!

Ne efsus kim hangi cali çakarcılar hangi birlikte geçiş hakkı olanlar çakar kullanmaktan vaz geçti.

Ve bu uygulama bizim üzere bayağı vatandaşları az çok tahakküm durumda bırakıyor. Trafikte pahal anlar yaşamamıza neden oluyor.

TAMAM SEVGİLİ VEKİLİM, SİZ VEKİLSİNİZ TÜKENIK ANLADIK BIRLIKTE BU IFHAM NEYİN NESİDİR?

Sözün burasında konuyu DOĞRU Tümen Mersin Ağacı Saylav Zeynep Gül Yılmayan’a ifham etmek istiyorum. Meseleyi, CHP Mersin Ağacı Saylav Mehabetli Yırtıkça Başarır gibi tartışmayacağım bittabi. Zira Başarır, ne olup olmadığını ezbere insanlara bühtan atmayı sayı haline getirmiş ağzı camit benzeri koca. (Denk: Tank Paleti Fabrikası’yla ait konuşayım derken, ‘Tren’a satılan Türk ordusu’ ifadesini kullanmasıdır… Yeniden Ayasofya-ı Koca Camii’nin ibadete açılmasını eleştiremediği üzere hazım sorunu çektiği günlerde bizim camideki haberimiz olmadan kaydedilen görüntülerimizi diline dolamaya çalışmasıdır.)

O yüzden, Zeynep Gül Yılmaz ve “geçiş hakkı olan anahtar sahipleri” meselesini sıradan tıpkı vatandaş kendisine kıymetlendirmek istiyorum.

Konuyu biliyorsunuz, Yılmaz’ın aracı polisler aracılığıyla durduruluyor ve “ihbar olduğu üzere durdurduklarını” söylüyorlar. Buraya kadar seçme madde normal. Ama bundan sonrası hem saylav amacıyla hem da polisler amacıyla hoşur antika, garabet ve az buçuk da utandırıcı doğrusu.

Zeynep Gül Yılmaz, kendisinin milletvekili olduğunu söylüyor. Polis Güçleri memuru aracın kayıtlarda milletvekiline ilişik görünmediğini belirtince işler biraz karışıyor. Milletvekilimiz, polis güçleri memuruna “Adını söyle” diyerek başlayıp, “Yüzüme çemkiriyorsun. Konunun muhatabı polis güçleri memurlarının aracın milletvekiline ait olduğunun ortaya çıkmasına karşın yarım yamalak saat bekletilmesi nedeniyle mevzuata hilaf davrandıklarını belirtip, prosedür yapıldığı bilgisini paylaştı.

Tükenik bile Sayın vekile ki muamele yapacak?

O polis memurları, düşünülerek ve düşünülerek hakeza tıpkı yanlışlık işlemiş kabil. Gereği bile yapılır. Hangi kim Sayın Yılmaz’dan adam olarak özellikle özellikle tıpkı nazır olarak vakarınca meseleye tepki koyması beklenmez mi?

Sanırım, Yanlişsiz Fırka Saylav Zeynep Gül Yılmayan, benzeri süre önce aracını durduran ve kendisini tanıyamayan polise “Meclis Saylav Albümü’nü alıp bakacaksın. Bakanın aracını durdurabiliyor musun” diyerek çemkiren CHP İstanbul Saylav Turan Aydoğan’a özenmiş.

Yapmayın etmeyin. Ferda benzeri dönme o görüntüleri izleyen ve sizin yolda kontrolsüz miftah kullanan şoförleriniz yüzünden trafikte ağırlık anlar hararetli vatandaşın kapısını çalıp rey isteyeceksiniz.

Bakalım o antlaşma ne yapacaksınız?

Yüce Asetat’ın köşesinden satırbaşları:

Başlıktaki ‘kilit kuvve’ın yanına başkalarını üstelik ekleyelim: “Der ton macht die musik”, yani “Müziği, tonu belirler”… “Profesyonel berceste çizi sergiler”… “Büyüdükçe küçülmeyi vâkıf olmak gerekir”…

Bunları bize hatırlatan iki gündür süregelen ve maatteessüf kriz boyutuna ulaşan iş… DÜRÜST Parti Sazak Saylav Zeynep Gül Yılmaz’ın aracını durduran polislerle girdiği diyalog…

Konuşmanın video görüntüsü, CHP Mersin Mebus Ulvi Yordamlı Başarır tarafından yayınlanınca haber şipşak yayıldı ve Yılmayan’a yönelik aheste benzeri sosyal aksülamel oluştu…

Kim haklıydı? Mebus hanımefendinin ve Mersin Valiliği’nin açıklamaları olaya epey aleniyet getirmiş…

Ancak konu bu değil… Laf, ifham ile ilişik…

‘Müziği, tonu belirler’ dedik ya hani… Başka bir deyişle, ne söylediğinizdense şüphesiz söylediğiniz önemlidir… Bahis bu işte… Sayın Yılmayan’ın bu kadar büyük tepki almasına, eleştirilmesine bozukluk olan üslubu oldu… Oysaki, videodaki konuşmasının satır aralarından bunun evvel olmadığını, Erdemli’ye eski ziyaretlerinde de bazı teessürat yaşadığını anlıyoruz…

Dedik evet, önemli değil; on paralık ayırt etmez…

Gidiş Geliş memurunun üslubunda ayrımsız ayıp olmadığına, da “Cenabıhak korusun aynı hamle türlü” dediğine da şahit olduk… Zeynep Hanım’a kaybettiren ise üslubudur.

karşı karşıya gelmemesi gereken iki tarafın müziğini aha bu ton/üslup belirlemiş, öyle olunca dahi vakıa önemsizleşerek takanak boyutu öne çıkmıştır. Hanımefendinin faziletli sesi, azarlar konuşması ve aradaki hakaretleri de ayrımsız araya gelince kimin harbi olduğunun tıpkı anlamı kalmamıştır…

Mersin Valiliği’nin açıklamasından ihbar konusunda durdurulan aracın plakası ile ilgilendiren sorgulamanın “İlgili ofis müdürünce yanlış yapıldığını”, yani polis güçleri memurunun bu konuda bire bir kusuru olmadığını anlıyoruz. Mavera yandan aracın milletvekiline ilişik olduğunun öğrenilmesine karşın noksan saat bekletilmesinde ‘kusur’ belirleme edildiği için polis memurları üzerine yasal iş başlatılmış…

Hikâye aynı olmasa de ‘soruşturma mekanizması’ ile ilgilendiren ‘akıllıcasına’ yaklaşımı Orak Ayı ayı başında Sağlık Bakanı Fahrettin Eş sergilemişti. Kütahya Otogarı’nda kurulan aşılama standındaki vazifeli afiyet personeli “Sinovac Sinovac, Biontech Biontech” diye niteleyerek bağırarak çevredekileri aşıya davet ediyordu. Görüntülerin sosyal medyada yayılması üstüne Kütahya İl Keyif Müdürlüğü, personel hakkında soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. Vekil Eş serian devreye girdi ve “Gülmeceli ayrımsız tavırla vatandaşları aşıya davet fail personelimizin soruşturulmasını mucip tıpkısı kapsam namevcut” dedi. Böylecene, orada olabilecek rastgele gencin yapabileceği ve kimseye kötülük vermeyen tıpkısı davranıştan ötürü hem canlı sağlık görevlisinin hem bile amme vicdanının hasar görmesi engellendi.

Zeynep Bayan’ın tavrı, amme vicdanında o büyüklüğünde büyük tıpkı ateş açmıştır ki; bekletme konusunda detone olsalar de polislerin soruşturmaya bağımlı tutulmaları, sorunu fakat elan birlikte büyütecektir… En doğrusu sürecin önüne geçmektir…

sıkça söyleriz: ‘Aç güzel çizi sergiler’… Zeynep Bayan üstelik bire bir mebus namına bu sınıfa girer… Öfkesine, neşesine, dalgınlığına evet da bambaşka bire bir can kuşu hâline tasdik kendisine ettiği herhangi bir hezel ve çizgi hem kendisini hem de partisini bağlar… O polis güçleri memuru ağız ağıza haksız olsa üstelik, kim anca değil, o zaman de rastgele hakareti adalet etmez… aksi hâlde insan hem namına hem da partisine beis verebilir…

Sanatçıların, siyasetçilerin, ünlü kişilerin bir nice konuda daha fazla takı altında olduğunu kabul etmekle birlikle, tehlikesiz olduğumuz bir molekül daha var ki o birlikte ‘Büyüdükçe küçülmeyi inanmak’ ilkesi…

Bu, toplumumuzun firez ve değerlerinde vadi edinmiş bir beklentidir. Mevlânâ’nın öğütleri dahi bunu bize hatırlatır: “Öfke ve asabiyette geberik üzere ol, hoşgörülükte bahir gibi ol’’…

Olumsuz olaylar ise seri reddedilir… Karşıdaki polis güçleri memuru evet bile rastgele kimesne, onunla birlikte cemiyet de kamu vicdanı üstelik incinir, hasar alır…

Saylav Yılmayan, aynı açıklama yaparak “ümitsiz” olduğunu belirtmiş ve şöyle bitmeme etmiş: “Keşki kamuoyu böyle tıpkı bahis ile meşgul edilmeseydi. Polislerin maskesiz olduğunu söylüyor ama kendisi dahi anca… Birlikte bağırarak kovid açısından riskli davranışı sergileyen üstelik… Geç dahi olsa ‘kusur’ birlikte geldi. Keşke ‘amma’sız olsaydı…

epilog: İletişim ve alışveriş yönetimi sonuç odaklı bire bir süreçtir. Sayın milletvekilinin namına sorması müstelzim soru şudur: “Ego bu sonucu mu hedeflemiştim?!”…

Tek sanmıyoruz kâin alacak sonucunu hedeflediklerini…

YANLIŞSIZ PARTİ’DEN DA TEPKİ GELDİ

SELIM Fırka Ekip Başkanvekili Bülent Turan şu ifadeleri kullandı:

DÜRÜST Partili, vicdanları yaralayan tıpkı madde yapmaz, yapmamalı. İnsanız, yaparsak üstelik bozukluk dilemeliyiz. Erek/incitici mesaj/kol dahi olsa bize sakıt saygın duruşumuzu korumak olmalı

Sn@avzeynepgul’ün özrü bu açıdan eşsiz. Bu kibir yüklenici/jakoben muhalefette göremeyeceğimiz tıpkı yiğitlik.

“POLİS TEŞKİLATIMIZDAN, DEĞERLİ MİLLETİMİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM”

Polise hakaret ettiği video ile gündeme mevrut Zeynep Gül Yılmaz, üzgün olduğunu belirterek polis güçleri teşkilatından kusur diledi.

 Yılmayan, “Bu şekilde bel kamerası, kenar kamerası değil, yasal ayrımsız çekim değil. el telefonu ile çekiliyor, ‘kaydediyorum, kaydediyorum’ diye niteleyerek konuşuyor. Bu kadar âdem kımıldatma altında bırakılamaz. Ego yasal sıfır şekilde benzeri insanı muallel saat ve kanuncu olmayan şekilde servis deri. Kime servis ediliyor? Sicili galiba, Ulvi Ateş Parçası Başarır’a servis ediliyor. İstanbul İl Başkanı polise taş atan birisi, ona benzeri molekül söyledi mi? Ego bunun hepsinin açar olduğunu düşünüyorum. Benim polisimle sorunum gayrimümkün. Ben onları severdim, onlarda beni sever, sayar. Polislerin görevini yapmaması, kötüye kullanmasıdır. Ego polis teşkilatımızdan, altın milletimizden özür diliyorum. O sözleri harcama etmemem gerekiyordu.” dedi.

.

Hakkımızda gündemhaber

Check Also

Bilcümle acun korkuyla bakir krizi beklerken Türkiye erkenden harekete geçti

Bilcümle acun korkuyla bakir krizi beklerken Türkiye erkenden harekete geçti

Tarnet tarımda kullanılmamış teknolojiler geliştirerek tarımda verimi ve yeterliliği eğin düzeye çıkarmayı hedefliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir