AK Parti’den oy koparma planı! Yüce Babacan’a bakir tumturak mü biçildi?

Demokratlık ve Saldırı Partisi (Merhem Partisi) Umumi Başkanı Mehabetli Babacan İstanbul’daki ilk Düzenleme binasının açılışını DOĞRU Parti’nin kalesi adına görünen Sultanbeyli’bile gerçekleştirdi. 

Kurulduğundan bu güne ekonomi ağırlıklı ve seküler kesime oynayan açıklamalarıyla anlaşılan benzeri kitlenin dikkatini celbedebilen Babacan’ın 30 Ağustos kutlamalarıyla ilişik “Milli günlerimizde müslüman vatandaşlarımız adeta tıpkısı sınava çekiliyor. Göndermeler yapılmasına müsaade vermeyiz.” ve “Ülkemizi intikamdan, rövanştan beslenen kuduruk aynı azınlığa bırakmamakta bile kararlıyız.” şeklinde sözleri tümen stratejisinde ayrımsız ilenme adına yorumlandı.

Özgürlük Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan ve Milat yazarı Serdar Arseven anketlerde yüzde biri geçemeyen DEVA’nın değişen dili ve zemini karşı şanlı değerlendirmelerde bulundu.

Hakan, Babacan’ın seküler kesimi keder benzeri formaliteci alamayacağını bunun “YANLIŞSIZ Parti’den oy tüydürmek” şeklinde bile yorumlanabileceğini söylerken, Arseven Cumhurbaşkanlığı seçiminde Ulus ittifakında “Yapı Adaylığı” üzere yaman ve kurnazca benzeri girişim! adına değerlendirdi.

Özgürlük Gazetesi Yazarı Ahmet Melik “Yer hareketli mugayeret partisi: Para Şişkinliği” antetli yazısının ait kısmı;

ALİ BABACAN NE SÖYLEMEK İSTEDİ?

ALİ Babacan, 30 Ağustos kutlamalarıyla ilgili adına şöyle bire bir öz söylemiş:

*

“Milli günlerimizde mutekit vatandaşlarımız adeta aynı sınava çekiliyor. Göndermeler yapılmasına cevaz vermeyiz.”

*

Bazıları bu sözlerden yola çıkarak Babacan’ın İstanbul Belediyesi’nin 30 Ağustos’u vals gösterisiyle kutlamasına bahis ettiği sonucuna ulaştı.

*

Ego öyle anlamadım.

Babacan’ın sözünden benim anladığım şudur:

*

Milli günlerde mutekit vatandaşlar, ‘yoksa sen 30 Ağustos’a cebin mısın’ falanca türü sınavlara bağımlı tutuluyor evet…

Sanırım buna müteveccih olarak söylemiş bu sözleri Babacan.

*

Ego Mualla Babacan’ın “valse dil kovmak” kabilinden seküler kesimi kırıcı bir biçimci alacağını sanmıyorum.

DOĞRU Öğür’deyken bile yapmayacağı bire bir şeyi demincek ne yapsın?

*

“SELIM Fırka’den rey aşırmak amacıyla böyle yapıyor gibi” diyebilirsiniz.

Bilemedim. Ihtimal de öyledir.

 

Milat yazarı Başkumandan Arseven’in “Sayın Uca Babacan ve Coşmuş Azınlık!..” antetli yazısı;

Reçete Partisi Umumi Başkanı, Çarkıt DÜRÜST Partili, bire bir zamanların AK Tümen İktidarı Ekonomi Yönetimi Patronu Sayın Yüksek Babacan şöyle demiş:

“19 yıldır dingildek, düzen kapasitesini yitirmiş, itinasız hesapların ortamında meknuz bu iktidarı, önümüzdeki önceki seçimde budun yerine değiştireceğiz. Fakat ülkemizi intikamdan, rövanştan sönümsüz azgın tıpkısı azınlığa bırakmamakta de kararlıyız.”

*

“Azgın azınlık!..”

Bu hangi girmek?

“Bunlar milli bayramlarda dindarlara saldıranlardır!” tahrilli cümleler meselenin “ontolojisini” izaha yetmiyor.

Ne partinin zihniyetini kast ediyorsunuz efendim.

Ve,  “Çatı Adaylığı”nız, ne zihniyetin desteğinin alınmasına sınırlanmış?..

“Millet İttifakı” çevrelerindeki “Bina Adaylığı” çekişmesi var aynı da…

Namzet adayları, birbirlerine ufak ufak çelme takıyor!..

Sayın Yüksek Babacan, “Çatı Adayı, tarihinde seçme tip zulüm kâin Biricik Fırka zihniyetinden biri olursa katiyen kazanamaz!” mı emretmek istiyor?

Gizil” rakiplerinin “sunma sıkıntılı taraflarına” mı meni ediyor?..

“28 Küçük Ay mağdurlarından fikir alabilecek tek bina namzet adayı benim!” mi geçmek istiyor?

Buralara geliriz kısmetse…

Adım aşama gidelim.

İlk geçmiş, “İktidarı Değiştirmek” meselesi:

Politik iktidarı, yani Yanlişsiz Öğür iktidarını, esasen Doğru Tümen’yi üstelik değil, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı geçmiş seçimde indireceklerini iddia etmiş Sayın Babacan.

Edebilir.

Politika tez işidir.

Politik erk ile Cumhuriyet Altını İttifakı’ndan MHP’nin “baraj ayarlamalarını” seçimin kaybedileceğini anlamış olmalarına kotarmak dahi muhalefetin hakkıdır.

Partiniz yüzdelik kaçlık tümen olursa olsun, iddianızı ortaya koyabilirsiniz…

Sayın Babacan, DÜRÜST Fırka’nin,

“FETÖ” operasyonlarına muhatap olduğu günlerden önce yaptığı bütün sunturlu işleri “kişi hanesine” yazıyor,  hep “yanlışları”dahi, (sanki kendileri  o zamanlar iktidarın en eke ve izinli isimlerinden biri değilmiş gibi)  Sayın Erdoğan’a yüklüyor.

Bu hesabın akıllıca bir hesap olmadığı yönündeki değerlendirmemi defalarca dile getirdim.

Ne yani, Sayın Babacan’ın işin başında olduğu dönemde değme husus güzeldi bile, kendileri gidince mi bozuldu?

Bu hesabın akla yatkın bir adisyon olmadığını defaatle söyledik ve yazdık, bilirsiniz bayrı okuyucularım.

Ve şurası bile bilirsiniz ki,

O “sakat” günlerde, hata ve ayıp adına gördüklerimize özen çektiğimizde, politik iktidarı uyartı ettiğimizde yanımızda kip birlikte kimseyi bulamıyorduk.

Sayın Babacan’ın üstelik içinde bulunduğu yapılar,  rastgele ikazımıza aksülamel gösteriyor, “Deminden eleştirmenin zamanı değil, CHP’ye malzeme mi veriyorsun!” falan yollu aşina karşı çıkışlarla bizi itham ediyorlardı.

O günlerde birlikte, herhangi bir yapılanı alkışlayanlarla temas yapılana karşı çıkanlar vardı.

Tığ, “Gelen ağam, giden paşam!” takımından olmadığımız için, bugünkü kabilinden o dönüş dahi, iki tarafa bile meyletmedik.

Bildirmek istediğimizi söyleyebildiğimiz büyüklüğünde söyledik.

O günlerde, SU ile ilişkilerden, angın “mayınların temizlenmesi” mevzuuna kadar birçok konuda “yara” ikazlarımız olmuştu.

Yetişek, firez ve ev hususlarındaki ikazlarımızı o günlerde dahi gündeme taşımaya çalışıyorduk.

“Zemin kayıyor!” deyip duruyor, “Kültürel İktidar” zaafına özen çekiyorduk!

Ve o günlerde bile “Kuduruk Azınlığa” yeryüzü aşkın aksülamel gösterenler beyninde kayran alıyorduk!

Kimse dahi, “Başkumandan Eş haklısınız, bacanak olan, vaktinde uyarandır!” demiyordu.

Ayrımsız yandan “Kudurgan Azlık”, ayrıksı yandan birlikte “mevrut ağam, revan paşam” takımı kızıyordu bize.

Sayın Ulvi Babacan’ın dahi o günlerde, “Şu, şu konularda yanlışlar yapılıyor!” dediğine dair aynı kulis “dedikodusu” olsun bulunmayan, gözümden kaçmadıysa.

Sayın Şanlı Babacan ile, TOBB’un organize ettiği hayli tafsilatlı süreli ayrımsız “ÇAKER seyahatinde” verimli mübarek arkadaşça etme imkânını bulmuştuk.

Antrparantez, oralardaki temasları de yakından tâkip etmiştik.

O günlerde, Sayın Büyük Babacan’a, daha eski çevrim “azgın azınlık” namına nitelendirdiği çevrelerin Sayın Erdoğan’a ve Ak Öğür iktidarına müteveccih tepkilerinden bahsettiğimizde, birçok habere başlık olan şu cümleyi kullanmıştı:

“Arsıulusal ortalık oyuncuları siyasal ve hesaplı istikrarı yakalayan Türkiye’den sayrılık duyuyorlar!”

Sıra:

23 Ekim 2013.

Zamanın Başvekil Yardımcısı Sayın Yüce Babacan, KÖLE’den, Sayın Erdoğan’ın “Ürem lobisi” göndermesine denk mevrut mesajlar veriyordu.

Hani, bugün, Sayın Uca Babacan’ın “kuduruk azlık” olarak nitelendirdiği  toplulukların da alaya aldıkları, “Türkiye tedricen büyüyor, güçleniyor… Aut güçler ve içerideki uzantıları üstelik, bu durumun önüne ayrılmak için ellerinden geleni yapıyor!” söylemi var evet…

O günlerde…

Yani, şunun şunu 2013’te bayağı yukarı tıpkı şeyleri söylüyordu, Sayın Mualla Babacan…

Mesela, mesajını şu ifadelerle veriyordu:

“Yatırımcılar üstünde, çevre oyuncuları üstünde dezenformasyon çalışmaları oldu, İstanbul ve Londra kaynaklı. Devlet ekonomisini kabul etmek zorundaydık, birçok şeyi görüyorduk amma dal kırılır yen içre kalır diyerek dayanma ediyorduk!” tahrilli ifadelerle izah getirmeye çalışabilir!

Sayın Erdoğan ve yakın çevresini (dışarıya gereç vermeden) sonuna kadar ikaz ettiklerini ve o günlerde henüz bu sona gelinmediği kanaatinde olduklarını söyleyebilir.

Birileri dahi, bu sözlere, “Hangi o, yoksa 17/25 Aralık aynı tıpkısı operasyonu mu bekliyordunuz?” diye karşı çıkabilir.

Bu lâfların hepsi boştur, çünkü hiçbirinin ispatı yoktur!

Politika böyle tıpkı şeydir.

Geçmiş epey bile dündür ve zaman dahi zaman…

Birisi çıksa ve “Bizim tutarsızlıklarımızdan bahsederken mangalda cümle bırakmıyorsun, amma evet siyasal iktidarın dündür zaman bugündürleri…” diye itiraz ederse…

Buna üstelik takatli bire bir özdek diyemeyiz.

“Oyundan murat ütmektir!” diyorlar ya…

Bizim dünya o acun değil.

Dünya iki kulplu kazan, demişler.

Tut tıpkısı ucundan sen bile kulaklı!..

Bu acun böyle tıpkısı dünya.

“Hafriyat kazan” dünyası…

Bakın, o büyüklüğünde yazdık, nelere nelere gittik birlikte, şu “kudurgan ekalliyet” noktasına bir türlü şöyle gaga tadıyla gelemedik.

Sayın Mualla Babacan, “Ülkemizi intikamdan, rövanştan beslenen kuduruk azınlığa bırakmamakta de kararlıyız.” demiş ya…

Buradaki “azgın azlık”, ne coşmuş azınlıktır?

Sayın Mürtefi Babacan,

Bu memleketin evlâtlarına kan kusturan çarpış teşvikçisi partiyi, o zihniyeti kudurgan ekalliyet içine alıyor mu, almıyor mu?..

Geçtiğimiz günlerde, bir öğür umumi başkanına, güç ve hakaretten fersah uzaklık uzak tıpkı şekilde tepkisini gösterdi diye benzeri kadını linç fail, ayrıca “Bunun çocuklarını elinden karşı!” kampanyası başlatan güruh, bu coşmuş azınlıktan mıdır?

Sayın Ali Babacan, “bina adayı” koyulmak istiyorsa, bu çatıyı kimler kuracaktır?

27 Mayıs, 28 Küçük Ay, 27 April darbecileri mi?

Sermayeyi elvan ayıran, “Laikliği bizim anladığımız gibi anlamıyorsan yaptığın ticareti başına geçiririz!” diyenler mi?

Üniversitelerde kandırma odaları kuranlar mı?

Sayın Şanlı Babacan, anca “kudurgan azlık” diyerek çekilmesin lütfen ayrımsız kenara…

Net adresler versin, siyasal hesapları öncelemeden.

*

Sayın Yüksek Babacan’ın “Kuduruk Azınlık” muhabbeti hoşumuza gitti.

Devamını getirecek mi bakalım!

Ha bire bir birlikte…

Geçtiğimiz günlerde tıpkısı Umumi Komutan, Ekrem İmamoğlu’nu Merhum Fatih Şehriyâr Mehmet Konak’a benzetmişti, “Bina Adaylığı” amacıyla zeki ve aldatarak aynı kadem!..

Deminden birlikte…

Sayın Mürtefi Babacan, “Coşmuş Azlık” diye niteleyerek 28 Gücük Ay mağdurlarına “hoş” bire bir mütalaa göndermeye çalıştı.

Çalıştı de…

“Hem onla, hem bunla, doğruluk siyasi, real siyasal”, nasıl olacak bakalım bu işler?

Şu “Bina İşleri” giderek güzelleşiyor mu, ne!..

Gelişmeleri, “maddesel çıkar endişelerinden” ırak bire bir ruh haliyle izlemek çok ömre bedel oluyor!..

.

Hakkımızda gündemhaber

Check Also

TSK, Maşrık Akdeniz'de çizgiyi çekti! Palikarya medyası: Eşi görülmemiş benzeri düzlük okuma

TSK, Maşrık Akdeniz’de çizgiyi çekti! Palikarya medyası: Eşi görülmemiş benzeri düzlük okuma

Yunanistan iki ahit ilk bir bölümü Türk kıta sahanlığını de kapsayan 16-22 Ilkgüz tarihleri arasında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir